Bir insanın kendisini veya bir başkasını “kaygılı biri(yim)” olarak tanımladığını sıklıkla duyarız. Peki, bir kişiye “kaygılı biri” demek yerine “kaygının ara ara/sık sık ziyaret ettiği bir kişi” demeyi tercih etmek nasıl bir fikir? Bu yazıda, “kaygının ziyaret ettiği kişi” yaklaşımına dair bazı fikirleri ve bir terapist olarak bu yaklaşım ile çalıştığım bir terapi sürecinde danışanımla yaptığımız konuşmaların bir bölümünü bulabilirsiniz.
Kaygı ile İlk Tanışma
Danışanların seansa ilk geldiklerinde genellikle “ben kaygılı biriyim” gibi kendilerini yaşadıkları problem ile tanımlayan ifadeleri kullandıklarını sıklıkla duyuyorum. Bir nevî kaygı kişinin kimliği ile iç içe geçmiş halde olabiliyor. Problem ve kişinin birlikte ele alınmasında, kaygıya yapılacak herhangi bir müdahale girişimi, kişiye yapılan bir müdahale olarak algılanacağı için kişinin buna karşı koyması muhtemeldir. Bu yaklaşımın aksine, problemi (kaygıyı), kişiyi tanımlayan bir sıfat olarak değil, kişiden ayrı bir şey olarak ele almak, bir terapi yaklaşımı olan Narrative terapinin temel fikirlerinden biridir. Bu sayede, kaygının kişinin doğuştan gelen bir parçası olarak görülmesi önlenmiş olur (Russel ve Carrey, 2020) ve kaygının daha rahat bir şekilde ele alınması sağlanır. Narrative Terapinin kurucularından Michael White’ın “kişi problem değildir, problemin kendisi problemdir” ifadesi bunu özetler. Problemin kişiden ayrı bir şey olarak kabul edilmesi kişinin kimliğinin problemden ayrışmasını, problemin ve çözüm yollarının da daha görünür hale gelmesini sağlar (White, 2007).
Deniz’in “Felaket Tellalı”
Danışanım Deniz (danışan gizliliğini korumak adına gerçek isim ve bilgiler kullanılmamıştır) seansa geldiğinde kaygılı biri olduğundan ve böyle olmasının hayatında bir dizi olumsuzluklara yol açtığından bahsetti. Deniz, kaygıdan ilk bahsettiğinde onunla (kaygı ile) tanışmak için ilk adımı attım. Birisiyle tanışırken ilk olarak ismini sorarız. Kaygının ismini öğrenmek için danışanım Deniz’den yardım istedim. Deniz’e, “Seni etkileyen kaygının bir ismi olsaydı, ne olurdu?” diye sorduğumda, Deniz “Felaket Tellalı” dedi. Buradan sonrasında, terapide artık üç kişiydik: Ben (terapist), Deniz (danışan) ve “Felaket Tellalı” (Kaygı).
“Felaket Tellalı”, Deniz’i iletişim kurma ve zarar görme kaygısı şeklinde genellikle iki alanda etkilemeye çalışıyordu. Bir yandan “Felaket Tellalı” insanlarla iletişim kurarken Deniz’i kaygılandırıyordu bu yüzden Deniz iletişimi başlatmakta, insanların içinde rahat hareket etmekte zorlanıyordu. Diğer yandan “Felaket Tellalı” günlük hayatında zarar görebileceğine dair Deniz’e kötü senaryolar oluşturuyordu. Bu senaryolar yolda yürürken başına bir şey gelebileceği, araba çarpabileceği, köpeğin ısırabileceği, otobüsü kaçırabileceği ile ilgili durumlarla ilgiliydi. “Felaket Tellalı” olayları felaketleştirdiği bu senaryolar ile Deniz’in güvende hissetmemesine neden oluyordu.
“Felaket Tellalı” ile Görüşme
Danışanım Deniz’e, yaşadığı kaygıyı daha yakından tanıyabilmek, kendisini (Deniz’i) nasıl etkilediğini kaygının dilinden öğrenebilmek ve kaygının kişiden ayrışabilmesine imkân tanımak için “Felaket Tellalı” ile bir görüşme yapmayı teklif ettim.
Narrative terapi yaklaşımında kullanılan bir uygulama olan problemle görüşme, danışanın problemin kılığına girerek canlandırma yaptığı ve problem ile danışan aracılığı ile konuştuğumuz bir diyalog olarak tanımlanabilir. Görüşmeye başlamadan önce genellikle danışanlarıma problemin rolüne bürünmenin uygun olup olmadığını soruyorum ve kendisini rahatsız hissederse rolden çıkabileceği hatırlatmasını yapıyorum. Problemi daha iyi yansıtacak bir eşyayı ya da ses tonu değişikliğini kullanabileceklerini teklif ediyorum. Bazı danışanlarım saat, şapka, şal, ince ya da kalın bir ses tonu tercih edebiliyorlar. Bu yöntem, role daha kolay girilerek problemin karakterini daha iyi şekilde tanımamızı mümkün kılıyor.
Problem ile görüşmelerde genellikle aşağıdaki soruları sormayı tercih ediyorum. Bu sorularla birlikte görüşme esnasında doğaçlama gelişen soruları da danışana yöneltmiş oluyorum.
- (Problemin ismi), ne kadar zamandır bu kişinin hayatındasın?
- Bu kişiyi ikna etmek için kullandığın taktiklerin ve hilelerin neler?
- Hilelerini uygularken senin yardımcıların, eşlik edenlerin kimler oluyor? Bu yardımcılar bazı duygular, kişiler, durumlar, mekanlar olabilir.
- Hayatını etkilediğin bu kişi ne yaparken, ne düşündüğünde, kimlerleyken onun hayatına yeterince giremiyorsun? Hiç etkileyemediğin ya da etkini azaltan şeyler neler?
“Felaket Tellalı” ile yaptığımız görüşmede, kendisi ve Deniz hakkında bazı sorular yönelttim. Bu sorulardan bazıları şunlardı:
Terapist: Merhaba Felaket Tellalı, hoş geldin. Bugün sana seninle ilgili ve Deniz ile ilgili bazı sorular soracağım. Bana olabildiğince açık cevap verebilirsen sevinirim. Katılmayı kabul ettiğin için teşekkür ederim.
Felaket Tellalı, Deniz’in hayatını nasıl etkiliyorsun?
Felaket Tellalı: Deniz’e, hiç geçmeyeceğimi düşündürtüyorum. Onun titremesine, ağzının kurumasına, başının dönmesine, bedeninin bazı yerlerinin uyuşmasına sebep oluyorum. İnsanlarla iletişimini etkiliyorum, “sesini duyuramazsan tekrar etmek zorunda kalacaksın” diyorum. Kimi zaman da “bayılabilirsin, düşüp herkese rezil olacaksın” diyorum. Zihnine bazı korkutucu senaryolar getiriyorum, olmuyorsa bile olacağını düşündürtüp, onu ağlatıyorum. Bunun gibi birçok şeyle ilgili onu korkutabiliyorum.
Terapist: Peki, Deniz’e başka neler söylüyorsun ve ona ne gibi senaryolardan bahsediyorsun?
Felaket Tellalı: Ona, “insanlar sana sinirlenebilir, kimse senin gibi değil, alttan alman gerekiyor, rezil olacaksın, böyle konuşursan insanlar seninle iletişimini keser, seni sevmezler, yalnız kalacaksın” diyorum. Bu yüzden insanlarla iletişim kurarken çekiniyor. Yolda yürürken, “araba çarpabilir, hızlılar” diyorum; “otobüsü kaçıracaksın, yetişemeyeceksin” diyorum, bunun gibi korkutucu senaryolar üretiyorum.
Terapist: Deniz’i ikna ederken kullandığın belli hilelerin ya da taktiklerin var mı?
Felaket Tellalı: Otorite gibiyim. Onu baskılamaya çalışıyorum. Ses tonum baba gibi. Bu taktikleri kullandığımda onu korkutabiliyorum ve daha fazla etkileyebiliyorum.
“Felaket Tellalı” bu görüşmede Deniz’i bedensel olarak etkilediğinden, başkalarıyla konuşma esnasında Deniz’e rezil olacağını, insanların ona sinirlenebileceğini, sevilmeyeceğini söyleyerek onu ikna edebildiğinden bahsetti. Bu şekilde Deniz’in iletişim kurma kaygısını arttırabildiğini söyledi. Bununla birlikte Deniz’in zihnine korkutucu senaryolar getirerek günlük hayatında otobüste, yolda yürürken zarar görme kaygısını arttırabildiğini anlattı. Bu görüşme aracılığı ile Felaket Tellalının Deniz’in hayatı üzerindeki etkileri daha görünür oldu.
“Destekleyici Ses” ile Tanışma
Narrative Terapi yaklaşımı ile çalışan terapistler, problemi dinlerken, problem hikâyesinden farklılık gösteren, problemin ele geçiremediği bir eylem ya da niyet belirtisini de beraberinde dinlemeye çalışır (Russel ve Carrey, 2020). Problemin ele geçiremediği ve baskın problem hikayesi ile çelişen bu eylem ya da niyetler, problemin etkisinin azaldığı yerlerde, kişinin problemi dinlemeden yaptığı bir eylemde, aldığı bir kararda kendilerini gizleyebilirler. Problem hikâyesinin dışında oluşan bu niyet ya da eylemler pek görünür olmayabilir. Bu nedenle, terapist olarak, problem ile çelişen bu alanları dikkatle dinleyerek problemin dışında atılan bu adımların takipçisi olmaya gayret ederim.
“Felaket Tellalı”na, Deniz’in hayatına yeterince giremediği, onu yeterince etkileyemediği, etkisinin daha az olduğu veya hiç olmadığı zamanlar, yerler, durumlar olup olmadığını sordum. Bu soru ile, Deniz’in hayatında aslında, “Felaket Tellalı”nın senaryolarına itiraz eden bir “Destekleyici Ses” olduğunu keşfettik. “Destekleyici Ses”, “Felaket Tellalı”nın etkisini azaltmada Deniz’e yardımcı oluyordu. “Destekleyici Ses”i daha yakından tanımak için, her ne kadar soruların hoşuna gitmeyebileceğini tahmin ediyor olsam da, “Felaket Tellalı”na, “Destekleyici Ses”le ilgili bazı sorular sordum.
Terapist: Deniz ne yaparken sen Deniz’in hayatına giremiyorsun? Yeterince giremediğin ya da hiç giremediğin yerler var mı?
Felaket Tellalı: Sevgiyi hissettiği anlar, güvenilir kişiler, güvenilir ortamlar, erkek arkadaşı ve oda arkadaşları benim etkimi azaltıyor.
Terapist: O zamanlarda farklı olan ne oluyor peki?
Felaket Tellalı: Desteklenmiş hissediyor olabilir. Yani destekleyici bir ses gibi.
Terapist: Destekleyici bir ses… “Destekleyici ses”i daha yakından tanımak isterim.
Felaket Tellalı: Evet. Sevgiyi ve güveni hissettiğinde, destekleyici bir sesi de hissediyor. Destekleyici ses geldiğinde, ben yeterince onun hayatına giremiyorum. Destekleyici ses, Deniz’e, “bununla başa çıkabileceksin, rezil olmayacaksın” diyor. En yakın arkadaşının sesi gibi.
Bu noktada “Felaket Tellalı”na “Destekleyici Ses”in Deniz’in hayatındaki etkileri ile ilgili örneklerini sordum ve yaptığımız konuşmalarda aslında “Felaket Tellalı”nın Deniz’in hayatını yeterince etkileyemediği birçok örnek olduğunu keşfettik. Bunlardan bazıları şunlardı: önceden akbil doldurmaya bakkala giremiyorken şimdi kasiyerle iletişim kurabildiğini, çevresindeki kişilerle iletişim kurarken “iyi günler”, “teşekkürler” gibi kelimeler kullanmanın kendisine yardımcı olduğunu, insanlara iltifat edebildiğini ve insanlarda oluşan tebessümün onu mutlu ettiğini, insanlara karşı artık kendisini açıkça ifade edebildiğini keşfettik. Buradan sonrasında, Deniz’in bu adımları ne zamandan beri atıyor olduğunu merak ettim. Bu adımlar yeni adımlar mıydı yoksa daha geçmişi olan adımlar mıydı, görüşmenin devamında bu adımlarla ilgili sorular sormaya çalıştım:
Terapist: Deniz bu adımları atmayı ne zamandan beri deniyor biliyor musun?
Felaket Tellalı: Evet. Küçükken kendisine çikolata almak için bakkala gidemezdi ama arkadaşlarına almak için gittiğinde onu etkileyemezdim ve çikolata alabilirdi. Bunu hatırlıyorum.
Terapist: Sence Deniz bunlar nasıl yapabiliyor olabilir, neye değer verdiği için yapabiliyordur?
Felaket Tellalı: İnsanlarla arasında kurduğu sevgi bağı olabilir. Çocukluğundan beri bu sevgi bağı devreye girdiğinde Deniz’in iletişim kurma kaygısındaki etkim azalıyor.
Terapist: Deniz’in zarar görme kaygısındaki etkinin azaldığı bir anı hatırlıyor musun peki?
Felaket Tellalı: Küçük kardeşiyle birlikte olduğunda daha az etkileyebiliyorum çünkü ablalık rolüyle kardeşini korumaya çalışıyor. Kardeşiyle de aralarında güçlü bir sevgi bağı var. Mesela kardeşiyle birlikteyken köpekten daha az korkuyor. Deniz’i zarar görebileceği ile ilgili yeterince korkutamıyorum. Bir keresinde ne kadar zarar göreceğine dair Deniz’i ikna etmeye çalışsam da kardeşini köpeklerin arasından gidip alabilmişti.
Terapist olarak Felaket Tellalından bu anıyı dinlerken daha önce Deniz’in bahsettiği hayalleri aklıma geldi. Deniz’in lisedeyken farklı bir şehirde üniversite okumak ve edindiği meslek aracılığı ile yardıma ihtiyacı olan kadınlara ve çocuklara yardım etmek gibi hayalleri vardı. Bunun üzerine Felaket Tellalına şu soruları sordum:
Terapist: Deniz farklı bir şehre üniversite okumaya gitmek istediğinde de Deniz’i zarar görebileceği ile ilgili ikna etmeye çalışmış mıydın?
Felaket Tellalı: Evet, ikna etmeye çalışmıştım. Farklı ve kalabalık bir şehrin çok korkutucu olacağını, gitmemesi gerektiğini söylemiştim.
Terapist: Peki sen bunları söyleyince Deniz ne yaptı?
Felaket Tellalı: Benden etkilenmedi, çalışmaya devam etti ve istediği bölümü kazanıp farklı bir şehre okumaya gitti.
Terapist: Peki sence Deniz, köpeklerden zarar göreceğine dair senin fısıltılarına rağmen kardeşini köpeklerden koruduğu gibi, hayallerini de senin etkilerinden korumuş olabilir mi?
Felaket Tellalı: Evet sanırım öyle yaptı. Ankara’ya tek başına gelebildi. Üniversite okuyabilmek için, hayalleri için gelmişti.
Terapist: Peki sence Deniz seni neden dinlememiş olabilir, neye değer verdiği için?
Felaket Tellalı: Deniz için farklı bir şehre gitmek, istediği bölümü okuyabilmek özgürlük demekti. Özgürlüğüne değer verdiği için beni dinlemedi. Hayalleriyle arasına hiç girememiştim zaten, hayalleri söz konusu olduğunda onu etkileyemiyordum. Deniz’in, mesleğinde devam etmek ve yardıma ihtiyacı olan kadınlara ve çocuklara yönelik etkinlikler düzenleyerek onlara yardım etmek için güçlü bir motivasyonu var.
İlerleyen seanslarda Deniz ile insanlara karşı duyduğu sevginin, özgürlük hissinin ve hayallerinin onun için neden önemli olduğunu, ne zamandan beri değerli olduğunu detaylı bir şekilde ele aldık. Bu sayede, baskın olan problem hikâyesinin dışında Deniz’in sevgi, özgürlük, yardımseverlik değerleri için kendisini, hayallerini ve sevdiklerini “Felaket Tellalın”dan nasıl koruyabildiğine dair o zamana kadar var olan ama görünmeyen alternatif bir hikâye gün yüzüne çıkmış oldu.
Sürecin Değerlendirilmesi
Deniz, kaygı problemine Felaket Tellalı ismini vermemizin ve onunla görüşmemizin kendisine nasıl hissettirdiğini şöyle anlattı:
“Asla geçeceğini düşünmüyordum. Felaket Tellalı hayatımdan asla çıkamaz diyordum. Ben kendimle mücadele ettiğimi sanıyordum ve bu, çok zor bir şey! Ama aslında mücadele ettiğim şey ben değilmişim, bunu fark ettim. Bu problem sonradan oluşmuş bir şey. Felaket Tellalının hayatımın tamamını ele geçirdiğini zannediyordum ama aslında onu hayatımın birçok noktasında yenmişim, bu noktaları daha önce görmemiştim. Ona Felaket Tellalı ismini verdiğimizde ve daha önce ona karşı yapabildiklerimi gördüğümde bu problemi değiştirebilirim dedim. Çünkü ondan daha güçlü hissediyorum”.
Terapist olarak, kaygıyı danışanımdan ayrı olarak çalışmak ve kaygı ile görüşme uygulamaları yapmak, bir takım oyununda, kaygıyı karşı takımda, danışanımı ve kendimi ise aynı takımda görmemi sağlıyor. Danışanımla aynı takımda olmak ve kaygının rakip takımda olduğunu bilmek kaygının hilelerine karşı daha uyanık olmamı ve takımımdaki kişileri de bu hilelere karşı daha rahat bir şekilde uyarabilmemi sağlıyor. Örneğin kaygı ne kadar kılık değiştirmeye çalışsa da kaygının söylediklerinin danışanlarımın kimliklerinin bir parçası olmadığını, bunun rakip takımın bir hilesi olduğunu bilmek, kaygının istenmeyen etkilerine karşı danışanlarımla birlikte mücadele edebilmemizi mümkün kılıyor.
Kaynakça
- Russel, S. ve Carrey, M. (2020). Narrative terapide temel uygulamalar. (Çev. İ. Eskioğlu Aydın). İstanbul: Kaknüs Yayınları.
- White, M. K. (2007). Maps of narrative practice. WW Norton & Company.

