Olumsuz olduğunu düşündüğümüz duygulardan, durumlardan, hallerden arkamıza bakmadan kaçmaya çalışma çabası, insanın hayatta kalmaya programlı tarafı ile ilintili kanaatimce. Tepkisel, refleksif bir davranıştır olumsuzluklardan kaçmak. İnsan biraz yaş aldıkça biraz da zorluklarla yüzleşmek zorunda kaldıkça, olumsuz duygularla aynı odada kalmayı öğreniyor. Bazen bu öğrenme süreci epey sancılı da olabilir. Öğrenme sürecinin zorluk derecesi, süresi hayatta karşılaşılan zorluklara göre değişiklik gösterebilir.
Sıkıntıya Dayanma
Son yıllarda psikoloji alanında gündeme gelen konulardan biri de “sıkıntıya dayanma”dır. Sıkıntıya dayanma kavramı, kişinin olumsuz duygularla kalabilme, bu duyguları tolere edebilme kapasitesi olarak tarif edilir. Yapılan araştırmalar, sıkıntıya dayanma seviyesi arttıkça, psikolojik problemlere yakalanma ihtimalinin azaldığını gösteriyor. Veya bir psikolojik problemden mustarip bir kişinin sıkıntıya dayanma düzeyini arttırdığımızda, kişinin var olan şikayetleri (kaygı, depresyon vb.) azalıyor. Bu araştırmaların sonuçları sıkıntıya dayanmanın geliştirilebilen ve psikolojik iyilik halini belirleyen etmenlerden biri olduğunu gösteriyor.
Acı ve Değer Arasındaki İlişki
Son dönem psikoterapi yaklaşımlarından biri de Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)’dir. Acıdan kaçmak yerine acıyı kabullenmeye odaklanan bu yaklaşıma göre insanı en çok acıtan şeyler insan için en değerli olanlardır. Bu nedenle, acıdan her kaçtığımızda aslında bizim için hayatta kıymetli olandan da kaçmış oluruz. Kaygı, stres, üzüntü, korku, hayal kırıklığı kaçmamız gereken değil, birlikte yaşamayı öğrenmemiz gereken duygulardır. Bu duyguların işaret ettiği yöne başımızı çevirmeliyiz. Üzüntü bana hangi değer verdiğim şeyi işaret ediyor. Örneğin, bir arkadaşımla aramda geçen bir problemden dolayı ayrıldıktan sonra üzülüyor olmam aslında arkadaşlığa değer verdiğim içindir. Veya üniversite sınavından başarısız olma kaygısı yaşıyorsam, kaygım bana okumaya, öğrenmeye kıymet verdiğimi gösteriyor olabilir.
Peki duygumuzun bize hangi değerimizi işaret ettiğini bilmek ne işe yarar?
Hayattaki değerlerimizi, bizim için kıymetli olanları keşfettiğimizde, bu değerlerimiz için hayatta farklı adımlar atabilmeyi düşünebiliriz. Öğrenmek, üniversite sınavındaki başarıdan daha büyük bir kavramdır. Hayatta öğrenmenin yolları çoktur. Eğer bizim için kıymetli olan, öğrenmek ise, o zaman kitap okuyarak, kurslara giderek, seminerlere katılarak vb. birçok yolla öğrenmeyi gerçekleştirebiliriz. Bu, üniversite sınavının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Veya sınavı boşlamamız gerektiği gibi bir düşünceye sevk etmemeli bu yaklaşım. Burada önemli olan, sınav gibi bir hedefe saplanmamak ve bakış açımızı genişleterek sınavın baskınlığından dolayı göremediğimiz diğer ihtimalleri de görünür kılmaktır.
Duygu tabelalarını okumak
Olumsuz duyguları, karşılaştığımızda alelacele sıvışmamızı salık veren birer alarm gibi görmektense, birer tabela gibi düşünmekte yarar olabilir. Yani, eğer olumsuz bir duygu ile karşılaştığımda ilk yaptığım şey o durumdan, pozisyondan çıkış kapısını bulmak ve bu duygulardan olabildiğince hızlı bir şekilde kurtulabilmek olursa, bu kaçış çabalarının kendisi birer problem olmaya başlar. Örneğin üzüntüsünü defetmek için madde kullanan bir kişinin bir müddet sonra madde bağımlılığı ile boğuşması gerekebilir. Veya kaygısından kurtulmak için sosyal ortamlardan kaçınan biri gün geçtikçe eve daha çok kapanabilir. Bunun bir sonucu olarak, kişinin karşısına çıkabilecek yeni problemler depresyon, izolasyon, yalnızlık duygusu, sosyalleşmekten mahrum kalmak olabilir. Olumsuz duygulardan kaçınmayı bir atasözümüz ile ifade edecek olursak, “yağmurdan kaçan doluya tutulur” denebilir.
Diğer yandan, olumsuz duyguları birer tabela gibi gördüğümüzde, duygumuzdan kaçmak yerine ona bakarak ve tabelada yazanı okuyarak hayatta yönümüzü bulabiliriz. Hayatta bizim için kıymetli olanlar bizim yönümüzü tayin edenlerdir. O yöne bizi yönlendirecek olanlar da duygu tabelalarımızı okuyabilmekten geçer. Duygu tabelalarımızı okuyabilmenin yolu ise, duygularımızın tam önünde durabilmeye cesaret edip başımızı tabelaya döndürebilmekten geçer.
Haydi soralım kendimize:
Hangi duygu tabelasının önünde duruyorum? Bu duygu tabelam bana hangi yönü gösteriyor? Bana ne söylüyor? Benim için kıymetli olan neye işaret ediyor olabilir?
İclal Eskioğlu Aydın
Uzm. Klinik Psikolog

