Affetme Tercihi

Affetmenin bizim için ne anlama geldiği, yapılan hataya farklı bir taraftan baktğımızda hatanın nasıl göründüğü, affetmemenin bize bıraktığı yük ve o yükle ne yapmak istediğimiz üzerine düşünmek isteyenler için bir davet olsun bu yazımız.

İçten bir özür dilediğinde ve hatasını anladığında benim için yeterli diyebiliyoruz bazı zamanlarda. Ya bunu diyemediğimizde ya da karşı tarafta bir pişmanlık belirtisi görmediğimizde? Çoğu kez affetmek zorunda mıyım sorusu gelir akıllara. Bence değiliz, hiçbirimiz affetmek zorunda değiliz. Belki de affetmek, bir seçim olduğu zaman ve biz affetmeyi seçtiğimiz zaman asıl manasına kavuşuyordur. Pekii affetmeyi neden seçeriz?

Affetmeyi çoğunlukla hata yapana iyilik yapmak gibi algılarız, hatta bazen yapılan hatayı onaylamak gibi gelir. Bu yüzden “seni affetmek zorunda değilim”; “bunu hak etmiyorsun” diyebiliriz. Peki ya affederek hatayı yapana iyilik yapmaktan ya da hatayı onaylamaktan farklı bir yol seçiyorsak? Affederek kendimize, hatayı yapan kişi ile ve hata ile yeniden ilişki kurmanın fırsatını veriyorsak?

Affetmeden yaşamanın verdiği gönül yükü ile çoğumuz tanışmışızdır. Bu gönül yükü bazen göğsümüzde taşıdığımız üzüntü, hayal kırıklığı, öfke gibi çok çeşitli duygularla ağırlaştıkça ağırlaşır. “Bana bunu nasıl yaptı”, “unutursam kendimi asla affetmem” gibi düşünceler de eşlik edince, bu yükü nasıl taşıyacağımızın derdine düşüp kendimizi, nereye gitmek istediğimizi unuturuz. Artık tek hedef, bu yük ne kadar ağırlaşırsa ağırlaşsın onu taşıyabilmek olmuştur çünkü yükün ağırlığı bundan başkasına izin vermez.

Affetmek hatayı görmemek ya da onaylamak değil aksine “bunu gördüm ve ben buna, bu yükü taşımayı bırakarak yanıt veriyorum” demektir. Affetmek her zaman cezasızlık da değildir. İlişkinin eskisi gibi kaldığı yerden devam etmesi ya da eskisi kadar sıcak hissetmek de değildir. Affetmek, kendine bir iyilik yapıp gönlünün yükünü sırtında taşımayı bırakıp, bu yükü yere koymaktır. Sonrasında da bu yükle ne yapacağına karar vermektir.

Affedilen kişi ile ve hata ile yeniden ilişki kurmak dediğimiz şey de aslında bu gönül yükü ile yeniden tanışmaktır. Bazen dersin ki tamam bu yükü şuraya bırakıyorum, ben bu yükten şunları öğrendim ve bu yüzden bu yüke ara ara bakıp hatırlamam gerekenler var. Örneğin, bu kişinin yaptığı bu hata bana ne öğretti? İnsanları daha iyi tanımak için bir şey öğretti mi ya da kendimi daha iyi koruyabilmek adına, bu hatayı yapan kişi ile ilişkimizi yeniden gözden geçirmem gerekiyor mu? Bazen bu yükü alıp hata yapan kişiyle aranıza koyarsın ki eskisi kadar yakın olamasın sana, bu hatayı bir daha yapmaya cesaret edemesin. Hata, belki de bize hatayı yapan kişiyle ilişki kurarken daha temkinli ya da daha mesafeli olmayı öğretmiştir.

Bazen de dersin ki bu yükü denize bırakıyorum, artık onu ne hatırlamaya ne de görmeye ihtiyacım var, hayatımı bu yükü taşıyarak geçirmek istemiyorum. Örneğin, hatayı yapan kişi hayatından tamamen çıkmış olabilir, onu bir daha görme şansın olmayabilir ya da hatanın telafisi bir şekilde artık mümkün olmayabilir. Tam da burada bu yükü taşımanın hayatında nelere mâl olduğuna bir bakmak gerekebilir. Bu yükle yaşamak işlerine yeterince odaklanamamanı, sevdiklerine yeterince vakit ayıramamanı ya da iyi hissetmemene neden oluyorsa, bu yükü taşımayı bırakmak da bir tercih olur.

Kısacası bu bazenler yaşamlarımızda değişir ve dönüşür, yeter ki biz o yükü gönlümüzden, sırtımızdan indirip yere bırakalım ve onunla ne yapacağımıza karar verelim. Bu yükten öğrendiklerimizle yolumuza devam edelim ve en büyük iyiliği kendimize yapmış olalım. 

Bir yorum bırak